Pages

Türkiye Havacılık Sanayisinin Son Durumu

29 Ekim 2013 Salı

Cumhuriyetin ilk yıllarında başlatılan Türk Havacılık Sanayi, 50’li yıllarda kesintiye uğratılmıştı. F-16 projesi ile başlayan bir süreçte Türk Havacılık Sanayi tekrar bir ivme yakalamış ve 2ooo’li yıllara geldiğimizde havacılık sektörünün bir çok alanında atılımlar gerçekleştirilmiştir. Bugün büyük projelerde ortaklıklar kurulmakta, motor, av iyonik veya uçak gövde tasarımları gibi alanlarda dünyanın büyük şirketleri ile yarışılabilmektedir. Gayreder bu yönde gösterilirken bir yandan da Türk Silahlı Kuvvetlerinin gereksinimleri karşılanılmaya çalışılmaktadır. Bütün bu çalışmaları en ufak ayrıntısına kadar Savunma Sanayi Müsteşarlığı Hava Araçları Daire Başkanı Sedat GULDOGAN ile sizin için konuştuk.

S&U: Söyleşimize Hava Araçları Daire Başkanlığı'nın görev ve sorumlulukları ile organizasyon yapısı hakkında bilgi alarak başlayabilir miyiz?

S. GULDOĞAN: Hava Araçları Daire Başkanlığı. Türk Silahlı Kuvvetlerinin hava platformları ihtiyaçları ve bunlarla ilgili kabiliyet ve sistemlerin tedarikini yurt içi imkan ve kabiliyetlerin en üst düzeyde kullanılmasına imkan verecek proje modelleriyle karşılamakla sorumlu bir birimdir. Daire Başkanlığımız bünyesindeki ana Grup vardır. Bunlar; Helikopter, Uçak, İnsansız Hava Araçları (İHA) ve Modernizasyon & Entegrasyon Proje Gruplandır. Söz konusu bu proje gruplan tarafından farklı aşamalardaki 30'dan fazla proje yürütülmekte olup bunların toplam bedeli ABDS20 Milyardan fazladır. Dairemiz bünyesinde yürütülmekte olan projeler kapsamında Genelkurmay Başkanlığı. Kara Kuvvetleri. Deniz Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri, Jandarma, Özel Kuvvetler Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Orman Bakanlığı gibi çok geniş yelpazedeki paydaşlarımız ile çalışmalarımızı yürütmekteyiz. Yerli sanayi firmalarımızın hemen hepsiyle ve dünyada bilinen büyük savunma ve havacılık firmalarıyla iş ilişkilerimiz mevcuttur. Bunun dışında gerçek ikili iş birliği, gerekse konsorsiyum projeleri vasıtasıyla birçok ülkenin savunma bakanlıklan ve tedarik kurumlarıyla da çalışmalarımız devam etmektedir. Bu anlamda Hava Araçları Daire Başkanlığı yürüttüğü projelerin hacminin yanında geniş iç ve dış paydaş kitlesiyle sadece tedarik çıktıları olmayan başka alanlarda da yansımaları olan önemli bir görevi yürütmeye çalışan bir birimdir.

S&H: Havacılık projelerinde özellikle 2007 yılından itibaren önemli bir hareketlilik gözlemlenmekte. İHA, Eğitim Uçakları, Öncel Proje IV, ATAK Helikopteri ve MTU/JSF programlarında yaşanan gelişmeler bunun en somut örneği. Söz konusu projeler aynı zamanda Türk Havacık Sanayi için de yeni iş fırsatları anlamına geliyor. Hava Araçları Daire Başkanlığı olarak Türk Havacılık Sanayi'nin geleceğine ilişkin planlarınız ve yan sanayinin geliştirilmesine yönelik olarak uygulamakta olduğunuz çalışmalar hakkında bilgi alabilir miyiz?

S. GÜLDOĞAN: Sizin de ifade ettiğiniz gibi son dönemde ciddi bir hareketlilik yaşanmaktadır. Türk Havacılık Sanayi ne yönelik ilk girişimler 1925 yılında TOMTAŞ’ın kurulmasıyla başlamıştır. Bundan önce Kurtuluş Savaşı’nda hava platfromlarının kullanılmasıyla hava gücü operasyonel olarak kullanılmaya başlamıştır. Türk Hava Kuvvetleri'nin kuruluşu da 1911 yılındadır. Havacılık alanında kabul edilen ilk uçuşun 1903 yılında yapıldığı kabul edilirse Türkiye’deki havacılık faaliyetlerinin hem operasyonel hemde sanayi olarak başlangıcı son derece zamanlı olmuştur. Bu elbette tesadüfi olmayıp ulu önder ATATÜRK’ün öngörü ve vizyonu ile hayal bulmuştur. Bugünkü İnci ve 2nci Hava İkmal Bakım Merkezi (HİBM) Komutanlıklıklan da o zamanlarda kurulan tesislerin günümüzdeki yansımalarıdır.

Onur Air Ambargosu Kalkıyor

28 Ekim 2013 Pazartesi

Mahdi Shams, taleplerden biri olan yönetim kurulu üyeliğinden ayrılması şartını yerine getirdi ve cuma günü görevinden istifa etti. Diğer iki şartta da uzlaşılması üzerine ABD’nin el koyduğu Onur Air’e ait uçak yedek parçalarını serbest bırakması ve ambargoyu kaldırması bekleniyor.


OBAMA-Ruhani, görüşmesiyle 35 yıl aradan sonra yeni bir döneme giren ABD-İran ilişkileri, ekonomiye de yansımaya başladı. Dubaili işadamı Mahdi Shams’ın ortak olduğu Onur Air’e ABD tarafından uygulanan ambargo kalkıyor. Mahdi Shams’ın İran asıllı olması gerekçesiyle ABD, şirkete ambargo uygulamaya başlamış bu nedenle de uçak yedek parçalarına el koymuştu. Yaklaşık 250 bin dolar bedelindeki yedek parçalar arasında uçak koltuk ekipmanları da vardı.
ABD, Onur Air’e uygulanan ambargonun kalkması için üç şart öne sürdü:

1) Mahdi Shams’in Onur Air yönetim kurulu üyeliğinden ayrılması,
2) Onur Air’in kesinlikle İran’a uçmaması,
3) İran’a sermaye transferi ve uçak başta olmak üzere her türlü malın aktarılmasının kesinlikle engellenmesi.

Bu talepler üzerine cuma günü Mahdi Shams Onur Air yönetim kurulu üyeliğinden istifa ederek resmen ayrıldı. Onur Air, zaten İran’a uçmadığı için 2. madde otomatik kabul edildi. Şirket, daha doğrusu Mahdi Shams, İran’a sermaye veya başka bir aktarımda bulunmayacağına dair taahhüt de verdi. Uzlaşmanın sağlanması ile ABD’nin, Onur Air’e uyguladığı ambargonun sona ermesi ve yedek parçaların serbest bırakılması bekleniyor. Aslında Onur Air filosundaki uçaklar Avrupa malı Airbus olduğu için ABD’nin uyguladığı yedek parça ambargosunun çok fazla önemi yok. Kaldı ki elde tutulan yedek parçaların maddi değeri de çok az. Ancak, Onur Air’in ambargolu bir firma olarak anılması şirketin diğer ülkelerdeki ticari faaliyetleri açısından son derece sıkıntılı bir görünüm yaratıyordu. Böylece Onur Air önemli bir yükten kurtulmuş oldu.
Peki ABD bunu neden kabul etti?

ÜÇ ÜLKEYE KAZAN-KAZAN

Aslında Onur Air’in önünün açılması üç ülkeyi de yakından ilgilendiren bir gelişme. Çünkü bu gelişme, üç ülke için de kazan-kazan formülünün işlemesine aracılık edecek. Dün Habertürk gazetesinde arkadaşım Yuvuz Barlas önemli bir yazıya imza attı. Buna göre önümüzdeki dönemde işadamı Mahdi Shams’ın merkezinde olduğu fon Türkiye’ye yaklaşık 7-8 milyar dolarlık kaynak aktaracak. Ya da başka bir deyişle bu fon Türkiye ile önemli bir mahsuplaşmaya imza atacak. Çünkü Türkiye’nin başta doğalgaz olmak üzere İran’a önemli bir enerji borcu bulunuyor. İran’a uygulanan ambargo nedeniyle bu paranın Tahran’a transferi mümkün değil. Son tedbirler sonrasında Türkiye’nin bunu altın veya diğer emtialarla ödeme şansı da kalmadı. Şimdi Türkiye aslında bu fon ya da fonlar aracılığı ile borcunu ödeyebilecek. Yani Türkiye hem borcunu ödeyecek hem de bu paranın başka ülkelere kaymasına engel olacak. Fon’un Onur Air başta olmak üzere şirketlere satın alma yolu ile aktardığı kaynaklar önümüzdeki dönemde bu şirketlere yapılacak yatırımlar ile devam edecek.
İran ile Türkiye’nin olaydaki kazancını anladık. Gelelim ABD’ye...

YÜKLÜ UÇAK SİPARİŞİ GELİYOR

Onur Air sektördeki diğer oyuncular düşünüldüğünde aslında Türkiye’de küçük bir şirket. Ancak pahada ağır bir yatırım. Çünkü ambargo nedeniyle sıkışmış paranın serbest kalması için çok önemli bir anahtar rolü üstlenecek. Şirket önümüzdeki günlerde tıpkı THY ve Pegasus gibi çok yüklü uçak siparişleri verecek. Bu siparişlerin 7-8 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu da bugünkü fiyatlar üzerinden yaklaşık 50 uçak demek. Onur Air’in böylesine önemli bir sipariş için kapısını çalacağı iki adres var. Birisi Avrupalı Airbus, diğeri ABD’li Boeing. Ben bu siparişlerin önemli bir bölümünde ABD’li Boeing’in tercih edileceğini düşünüyorum. Peki ya siz?

Sami Alan Onur Air’in kokpitinde

ATLASJET’te İcra Kurulu Başkanı olarak görev yaparken sürpriz bir şekilde Onur Air’e transfer olan Sami Alan önümüzdeki dönemde havacılıkta kritik bir rol üstlenecek. Alan THY’de önce danışmanlık yapmış sonra da Gelir Yönetim Başkanlığı görevini üstlenmişti. THY’nin bir alt marka ihtiyacı olduğuna karar verilmesi ile birlikte Anadolu Jet’in kurucu genel müdürü olmuştu. Son bir yıldır Atlasjet’te görev yapan Sami Alan’ın Onur Air’e agresif büyüme planları nedeniyle transfer edildiğini düşünüyorum. Şirkette İcra Kurulu Başkanı ve Genel Müdür olarak görev yapacak olan Sami Alan’ın havacılıktaki tecrübesi nedeniyle Onur Air’e yoğunlaşması sürpriz olmayacak.

Washington’da görüştü

ABD’nin Onur Air’e uyguladığı ambargo son olarak 16 Eylül’de Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın Washington ziyaretinde de gündeme gelmişti. Çağlayan aralarında benim de bulunduğum gazetecilere Onur Air’e İranlı ortağı nedeniyle ambargo uyguladığını, yedek parçalarına el koyduğunu belirterek, “Sorunu çözme yolunda adım attık. Onur Air’in Türkiye’de saygın bir havayolu olduğunu söyledik. Gerekirse ortaklık yapısını dahi gözden geçirebileceği teminatını da vurguladık”demişti.
Kaynak: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=24811229

Airbus A350 XWB

Teknoloji dünyası ünlü rekabetlerle dolu durumda: Facebook ve Google, Samsung ve Apple, Ouya ve GameStick. Fakat bunların hiçbiri yirmi yılı aşkın süredir gökleri kontrol etmek için savaşan havacılık devleri Airbus ve Boeing’inki kadar büyük değil. Şimdi ise Airbus, Boeing’in sorunlu 787 Dreamliner’ım A350 XWB ile geçmeye hazırlanıyor. Bu son uçağın gövdesi ekstra geniş ve Haziran 14’te yapılan deneme uçuşundan sonra da başarılı olabileceğini kanıtladı. A350 XWB’nin en büyük modeli, 40.000 feet’de maksimum saatte 944km hız yapabilen ve 350 yolcu taşıyabilen 77m’lik A350-1000. Bu mükemmel cihazı denemek için 2017’yi beklemeniz gerekiyor fakat daha küçük modeli olan A350-800 ise önümüzdeki yıl kullanıma hazır olacak. Airbus 33 şirketten toplam 613 adet sipariş aldı. Müşterilerin en büyükleri ise 80 uçak sipariş eden Emirates ile onu 70 siparişle takip eden Qatar Havayolları. Airbus geliştirme bütçesi olarak 10 milyar£ ayırmış durumda fakat endüstriyi takip edenler bu yatırımın geri dönüşü olacağını düşünüyorlar. Gün geçtikçe artan havayolları pazarı yüzünden artık havayolu şirketleri uzun dönemde daha fazla yolcu taşıyarak yakıt masrafını azaltmak için uğraşıyorlar. Dreamliner’dan sonra gelmesine rağmen A350 XWB Amerikan rakibinden çok daha hızlı sipariş toplamayı başardı. Boeing’in uçağını etkileyen teknolojik problemleri yaşamazsa bu, Avrupalı şirket için büyük ve çok karlı bir iş olacak gibi duruyor.

Elektronikler: Mekanik uçuş kontrollerinin yerini artık pilotun müdahale etmesine gerek kalmadan işlev gören bilgisayarlar almış durumda.
Kanatlar: 32 metre uzunluğu ve 6 metre genişliği ile bu İngiliz yapımı kanatlar şimdiye kadar tek gövdeli bir hava aracı için yapılmış en büyük kanatlar. Yapılmış en büyük tamamen karbon bileşimli kanatlar olduğunu da söylemeden geçmeyelim.
Gövde: %50 karbon fiber, %19 alüminyum ve %14 titanyum. Yani hem daha hafif, hem de korozyana karşı daha dayanıklı.
Kabin: Ekonomi sınıfının kalabalıklığında bile 45 cm’lik koltuk genişliğine, hava araçlarındaki en geniş pencerelere ve enerji tasarruflu LED aydınlatmalara sahip oluyorsunuz. Wi-Fi ise şirketin nezaketine kalmış durumda.
Kokpit: 100Mbps’lik ağ, altı LCD ekran aracılığıyla pilotlara yakıt, iniş takımları, kabin durumu gibi 40 kadar durum hakkında güncel bilgileri sunuyor.
Motorlar: En geniş modelde, ikiz Twent motorlar 44 kg’lık bir itiş gücü ile 15600 km’lik bir menzil sağlıyor.
Bataryalar: Airbus, denenip test edilmiş nikel-kadmiyum hüreler kullandı. Boeing’in 787′sinde oluşan aşırı ısınma problemini de daha etkili li-on bataryaları ile çözmeyi umuyor.
Source: http://www.lufthansaturkiye.com/airbus-a350-xwb/

Onur Air'e Alman Rakip

27 Ekim 2013 Pazar


Türkiye'de havayolu sektöründe liderlik için çabalayan Onur Air'e yurt dışından ciddi bir rakip geliyor. Bu rakip sanıldığından çok daha ağır bir rakip, Lutfhansa. Türkiye'de Onur Air'i bırakın Türk Hava Yolları ile bile ciddi kapışma içine girebilecek potansiyele sahip olan Lufthansa Airlines, kendisine rakip olarak Onur Air'i görmüş. THY ile ortaklık mukavelesi bulunan Lufthansa, gelecekte bu ortaklık fesh edilirse THY ile de yarışma içine girebileceğinin sinyallerini verdi. Landing konusunda sıkıntı çeken Onur Air ise temkinli. Yapılan araştırmalara göre Lufthansa bu çabasından vazgeçip ülkesine geri dönecek. Neo Naziler bu durumdan memnun olmasa da sol görüşlü Alman partizanların içi rahat görünüyor.

Onur Air ile İstanbul - Zonguldak Seferleri

19 Ekim 2013 Cumartesi

Öncelikle şunu söylemek isteriz ki Onur Air ile Zonguldak'a gitmek şimdiye kadar bir hayaldi. Yani bu yazının yayımlandığı tarihe kadar Onur Air'in hiçbir şehirden Zonguldak'a bir uçuş seferi bulunmamaktaydı. İleride de bulunacağını pek düşünmesek de kulislerde konuşulan bir konu bizi epey şüphelendiriyor. KamilKoç ve Pamukkale'nin kapıştığı küçük ve "şirin olmayan" Zonguldak şehrine Onur Air'in sefer koyması halinde otobüs şirketlerinin batacağı ve daha fazla zarar edileceği gündemde. Esasen bu tamamen bir söylenti olabilir fakat bu konuda yapılabilecek bir sirkümstens bulunmamakta. Bizdeki yabancı kelime kullanırsa bilgili gözükecek durumları yüzünden bu tarz çekinceler oluyor. Son olarak İstanbul gibi küçük alanda büyük nüfusların yaşadığı şehirlerde çılgın projeler üretecek insanlara ihtiyaç elbette vardır ama şehri ortadan yarıp da nehir geçirmek akla ne kadar yatkındır tartışılır. Sonuçta dünya tarafından eşsiz olarak nitelendirilen İstanbul Boğazı'nın bir kopyasını ancak Çinliler'in yapacağını düşünürken bizim kendi içimizden birilerinin yapması pek tirajikomik olacaktır.

İlk Uçan İnsan Hasan Sabbah mı?

10 Eylül 2013 Salı

Bu yazı, artık insanlığın en korkunç düşmanı olduğu ortaya çıkmış bulunan terörün nedenlerine ilişkin bazı düşüncelerin tespiti amacıyla hazırlanmıştır. Haşan Sabbah öyküsünün yinelenmesi ise; iddialan kanıtlamak için kullanılan bir yöntemden ibarettir. Kuşkusuz ki "Alamut Terörü", İslam tarihi içinde örnek oluşturacak tek olay değildir. Halifeler; Ömer, Osman ve Ali'nin öldürülmelerine ilişkin, failleri ne Sünni ne de Şii olmayan katil olayları; Sünni mezhebine bağlı militanların gerçekleştirdikleri ve İmam Haşan ile Hüseyin'in ya da diğer birçok Şü önderinin öldürülmesiyle sonuçlanan saldınlar; Şii fedaileri tarafından Sünrıilere karşı işlenen cinayetler; Abbasiler'in Emeviler'e karşı uyguladıkları toplu kıyımlar; sayısız terör olaylarına ancak birkaç örnek oluşturur. Ne var ki Haşan Sabbah ve onun önderliğini yaptığı Alamut Terörü'nün çağdaş şiddet kalkışımlarıyla olan benzeşimi yine de yadsınamaz. Her ne kadar kitaplara yazılan önsözlerde; kitabın amacı ve konusunun açıklanması alışılmış bir husus değilse de; incelenen olayın niteliği ve inceleme şekli itibariyle bu açıklamaların yine de yararsız olmayacağı düşünülebilir.

 Yaşam, gerçekleşen olayların yinelenmesine sıra gelmeyecek kadar çeşitliliklerle doludur. Ama tarih içinde birçok benzeşimlerin varlığı da yadsınamaz. Bunun ise insan doğasının özelliklerinden kaynaklanan ilginç bir olgu olduğu kuşkusuzdur. Çünkü insanların davranışlarını tetikleyen dürtüler gibi, bunlara cevap oluşturan tepkiler de hep aynı kaynaklardan güç alırlar. Öyle ki etki ya da tepkiyi temsil eden olaylar ne kadar çeşitli olurlarsa olsunlar, esas ilintiyi kuran olgu temelde aynıdır.

Bade İşçil Süalp İle Son Röportaj


Havalinizdeki yerde misiniz şu an? Bu popüler hayatın hayalini kurmuş muydunuz? Nasıl hissediyorsunuz?

Hayalleriniz gerçekleştikçe başka hayallerin kapısını çalarsınız aslında. Ben şu an hayal etmediğim bir iş sayesinde; çünkü moda ve tekstil tasannu eğitimi aldım ve bu doğrultuda bir iş hayatım olacağını hayal ediyordum, birçok kişiye ulaştım ve onların beğenilerini kazandım. Yaptığı işle böyle bir hissi yaşamak herkesin hayalidir herhalde. Bununla birlikte bu popülaritenin getirdiği ekstra sorumluluklar hissediyorsunuz, bu da daha dikkatli olmayı gerektiriyor. Zaten düzenli bir hayat yaşıyorum ama yine de kötü örnek teşkil etmemek için ekstra dikkat ediyorum. Bunun dışında sevilmek, beğenilmek, benimsenmek hatta eleştirilmek bile çok keyifli, çünkü kayda değer yaşadığımı hissediyorum.
Çekim sırasında çok dile getirdiniz 30 yaşınıza girmenin heyccanını... 30 yaş keşifleriniz neler?
Aslında hissettiğin yaştasındır derler ya, bence de öyle. 30’lu yaşlar kadının altm çağıdır, daha bir kadın olunur falan deniyor ama ben hep dediğim gibi, çocuk ruhlu ve enerji doluyum. Hele bir de heyecan verici bir şeyler yaşıyorsam, sevdiğim işi yapmak gibi, aşk gibi, sevdiklerimle olmak gibi... Yeniden doğmuş gibi olurum.
Birbiri ardına çok başarılı projelerde yer aldınız. Bundan sonrası için bu ivmeyi düşürmemek adına neler yapmayı düşünüyorsunuz?
Çalışmak, istemek ilk sırada tabii ama bence bu şansla da alakalı bir şey. Sonuçta dünya sinemalarına bile bakınca Oscar ödüllü bir oyuncu beğenilmeyen bir projede yer alabiliyor. Ben bugüne kadar içimdeki heyecana, projeye ve ekibe inanarak seçim yaptım. Bence doğru olanı seçtim ve sonuç pozitif oldu, umarım hep böyle olur.
Kariyer ya da hayata dair her türlü konuda akıl danıştığınız birileri var nu? En çok kimin fikrine güvenirsiniz?
Evet var, duygularımla seçtiğim bir işin, maddi kısmını ve ekip araştırmasını menajerim Şermin Ekinci değerlendirir. Zaten benim iş ortamında ne kadar canla başla çalıştığıma en iyi şahit olan da o. Artık bir de eşim var tabii. Malkoç’un da fikrini alıyorum çünkü birlikte yaşlanmaya karar verdik ve onunla paylaşmaya söz verdiğim zamandan çalmak istemem.  
Nasıl bir yaz geçirdiniz? En keyifli anlan nelerdi?
Harika bir yaz geçirdim. ‘Kuzey Güney’ devanı ederken evlenmiştik ve balayına çıkmajı bırakın, birlikte vakit geçirecek zaman bile bulamıyorduk. Ancak dizi bitince tatile çıkabildik. Temmuzda İtalya sahillerinde tekneyle başlayan halayımız Amerika’da Los Angeles, sonra Tahiti ve Bora Bora’da devam etti. Ardından bayramda Bodrum’daydık ve sonrasında hafta sonu kaçamakları...
Eşinizin evlenme teklifine ‘evet’ dedirten şeyler nelerdi?
Üç şey; aşk, heyecan ve inanç.
Evliliğin nesini sevdiniz en çok?
Birlikte vakit geçirmek, sevmek ve sevilmek... Birbirine ait hissetmek çok güzel bir duygu.
Dış görünüşünüz, stiliniz konusunda esinizin fikrine ne kadar önem verirsiniz?
Eşim bence inanılmaz zevkli ve stil sahibi... Nerede ne giyeceğini bilen ve giyimine önem veren biri. Ben de onun stiline uygun giyinmeye çalışıyorum. Renk seçimlerimizde de uyumlu olmaya dikkat ediyorum.
Aşkın eneıjisini yüksek tutmak için neler yapmak gerekir size göre?
İkimiz de çocuk ruhluyuz, olduğumuz gibiyiz, yani kasmıyoruz. Çünkü insan beraberlik sırasında birlikte olduğu kişiye olan sevgisi ve kaybetme korkusuyla, olduğu gibi davrananıayıp istemeyerek de olsa sahteleşebiliyor. Biz flört dönemini yoğun çalışma temposu yüzünden çok kısa yaşadık, evlenme kararım verdiğimizde yaşadıklarımızdan çok hislerimize kulak verdik. Evlilik ise aile olmak demek, saklı hiçbir şeye yer yok. Yani aşkı gerçekten yaşamak ve ömrü birlikte geçirmek için yalandan ve sahtelikten uzak olmak şart.
Son günlerde en çok neye sevindiniz?
Eşimle tanışıp ani bir kararla evlenmekte hata yapmadığıma sevindim. Çünkü eğer tam tersi olsaydı ki hayatta her şey sizin hissettiğiniz gibi de olmayabiliyor, bu duruma çok üzülürdüm. Aşka inancımı
 

Popüler Yayınlar